Meşe, hızlı olmayı değil doğru olmayı seçen bir mutfak. İşte nasıl çalıştığımız.
2019’da, avlusunda asırlık bir meşe olan küçük bir mekânı devraldık. O ağaç yıllarca gölgesinde çay içilen, komşuların buluştuğu bir yerdi. Biz de aynı duyguyu bir sofraya taşımak istedik: acele etmeden, sıcak, paylaşılan.
Menümüz kısa ama özenli. Her tabağın arkasında bir sebep var; moda olduğu için değil, doğru olduğu için orada.
Etlerimiz meşe odunu közünde saatlerce, ağır ateşte pişer. Fırınımız taş; ekmek de börek de gerçek ateşin kokusunu taşır.
Sebzeyi, otu, peyniri çevredeki üreticiden alırız. Menü mevsime göre değişir; kışın domates aramayız.
Çekirdeği küçük partiler hâlinde kendimiz kavururuz. Türk kahvesinden filtreye, her fincan taze demlenir.
En iyi hikâye sofrada anlatılır. Bir akşam uğrayın; gerisini meşe gölgesi halleder.